peygamberimizin aile hayatı, peygamberimiz döneminde idare,sosya

HZ. PEYGAMBER’İN AHLAKİ KİŞİLİĞİ VE AİLE HAYATI

            Hz. Peygamber’in faaliyetlerinin merkez noktasını “ahlak” oluşturmuştur. O, her şeyden önce ahlakı ve davranışlarıyla insanlara örnek olan bir cemiyet adamıydı. Nazik tabiatlı; ince, hassas ruhlu ve güler yüzlü idi. Herkesin anlayabileceği tarzda konuşurdu. Alçak gönüllü ve merhametli idi. Yerine göre şakacıydı. Cömertti; eline geçen her şeyi muhtaçlara dağıtırdı. Her bakımdan güvenilir idi; sözünde dururdu. Kimsenin ayıbını yüzüne vurmazdı. Övülmeyi ve kendisine aşırı saygı gösterilmesini istemezdi. Güvenilir bir şahsiyetti. Dürüst idi; yalan söylemezdi. İslama söz getirebilecek davranışları, İslamın temel prensiplerini zedeleyici hareketleri hiç hoş karşılamazdı.

            Hz. Peygamber iyi bir aile reisi idi. Başta hanımları olmak üzere, çocuklarına, evinde büyüyenlere, hizmetinde bulunanlara ve akrabalarına son derece iyi davranırdı.

            25 yaşında iken, kendisinden yaşça büyük ve iki defa evlenip dul kalmış olan Hz. Hatice ile evlenmiş; onunla 25 yıl mutlu bir hayat geçirmiştir. Çok kadınla Medine döneminde evlenmiştir. Çok evliliğe ayak attığında 53 veya 54 yaşlarında idi. O’nun evliliklerini dini, sosyal, ekonomik ve ahlaki pekçok sebebi vardır. Hz. Peygamber’in bazı evlilikleri yeni İslami bir hükmün topluma kazandırılması amacını taşıyordu; Zeynep bt. Cahş ile evliliği buna örnektir. İslam toplumunun eğitilmesinde Hz. Peygamber’in hanımlarının önemli yeri vardır. Gerçekten İslamın, özellikle kadınlarla ilgili görüşlerinin, çevreye yayılmasında onların büyük katkısı olmuştur. Hz. Peygamber’in evliliklerinden bazıları da fedakar ve cefakar müslüman kadınları himaye, onları takdir etme ve itibarlarını koruma gayesine yönelikti. Hz. Peygamber bazı evliliklerini, o hanımın kabilesini İslama yaklaştırmak, onun kabilesi ile müslümanlar arasındaki düşmanlığı gidermek maksadıyla yapmıştır. Hz. Aişe ve Hafsa ile evlenmesi gibi bazı evlilikleri de yakın çevresi ile irtibatının , evlilik yoluyla kurulan akrabalıkla güçlenmesine yönelik idi.

 

HZ. PEYGAMBER DÖNEMİNDE İDARE, EKONOMİ, SOSYAL VE KÜLTÜREL HAYAT

            Peygamberlikten önce Hz. Peygamber’in Mekke şehir devletinde herhangi bir görevi yoktu. O, peygamberlikten önce olduğu gibi, peygamberlikten sonra da maddi iktidar peşinde koşmadı. İslamı tebliğ etmeye çalıştı. Allah Teala kendisini peygamber olarak seçti. Allah’ın emri üzere mü’minler ona itaatle yükümlüdürler; kendisini Allah’ın resulü olarak tanıyanların aynı zamanda idarecisi idi. Hz. Peygamber’in idaresi istişare üzerine kurulmuştu. Kur’an-ı Kerim2de kendisine, mü’minlerle istişare etmesi emrolunmuştur. Anlaşmazlıklarda nihai hakem kendisi idi. İslamı yaymak, adaleti uygulamak, ahlaklı ve herkese eşti davranmak, içte barış ve huzuru, dışa karşı da barış ve güvenliği sağlamak, insan kanına saygı onun idarede izlediği başlıca prensiplerdir.

            İslamiyet Medine dışına yayılınca Hz. Peygamber, Arap yarımadasını çeşitli bölgelerine ve kabilelerine valiler ve zekat memurları tayin etti. Bunlara amil denilmektedir. Hz. Peygamber memeurlarını ehil kimseler arasından seçerdi. Valilerin görevleri, bulundukları yerde Hz. Peygamber’i temsil etmek, davalara bakmak, adaleti uygulamak, emniyet ve asayişi sağlamak, anlaşmazlıkları önlemek, namaz kıldırmak, idari işlere bakmak, İslamın yayılmasına çalışmak ve bazen de zekat toplamak gibi hususlardı.

            Hac emirliği Hz. Peygamber zamanında tesis edilmiştir. 9/631 yılında Hz. Ebu Bekir, hac emiri tayin edilmiştir. Hz. Peygamber çeşitli ülkelerin hükümdarlarına elçiler göndermiştir. Kendisi ümmi olduğundan, nazil olan Kur’an ayetlerini yazdırmak, özellikle Medine döneminde komşu devletlerin hükümdarlarına ve diğer kabile başkanlarına mektup yazmak, Arap kabileleriyle yapılan antlaşmaları kaleme almak için yazı bilen sahabilerden katip olarak istifade ediyordu. Anlaşmazlıklarda hüküm verdiği gibi, bilgili ve kabiliyetli sahabilere bu konuda görev tevdi ediyordu. Savaşlarda dönemin teknik imkanlarından istifade ettiği, kan dökmemeye azami gayret sarfettiği ve düşmanı daima kazanmaya çalıştığı görülmektedir.

            İslamiyet ekonomik alanda da düzenlemeler getirmiştir. Hz. Peygamber, ekonomik alanda kendisine nazil olan ayetleri uygulama alanına koymuştur. Üreticiyi ve tüketiciyi korumak için gerekli tedbirleri almıştır. Gayrı meşru kazanç yollarından hırsızlık, gasp, haksız ve batıl yollarla gelir sağlamak, israf ve cimrilik yasaklanmıştır. Helal olan ticarette de haksızlığı önlemek için ölçü ve tartıda hile yasaklamıştır. Hz. Peygamber döneminde gayri müslimlerden ganimet, cizye, arazi gelirleri gibi gelirler elde ediliyor; müslümanlardan da zekat alınıyor ve bunlar gerekli yerlere sarfediliyordu.

            Hz. Peygamber döneminde ilme, eğitim ve öğretime büyük önem vermiş; döneminde yazı gelişmiş; okur-yazar sayısında büyük artış olmuştur.

            Cahilliye döneminde putperestlik inanç ve anlayışının yerini tevhid almıştır. Namaz, oruç, hac, zekat gibi ibadetler farz kılınmıştır.

            Toplum yapısında da değişiklik getirilmiş; kan birliğine ve dayanışmasına dayalı toplumun yerini, Allah’a iman ve Resulüne bağlılık üzerine kurulu toplum yapısı almıştır. Şu kadar var ki, kabile yapısı tamamen inkar edilmemiş ve ortadan kaldırılmamıştır. Bütün mü’minler kardeş ilan edilmiştir.

            Sosyal alanda da bazı yenilikler gerçekleştirilmiştir. Gayri meşru birleşmeler yasaklanmış ve bu konuda cezalar tertip edilmiştir. Eski bayramların yerine Ramazan ve Kurban bayramları konulmuştur. Meşru ölçüler içerisinde bayramlarda, düğünlerde ve diğer zamanlarda eğlenceler tertiplenmiştir.

            Hz. Peygamber, cahilliye döneminin yanlış, batıl, değeri olmayan ve hurafelere dayalı tedavi usullerini kaldırarak tıbba yeni bir anlayış getirmiştir. Koruyucu ve tedavi edici hekimlik konularında tavsiyelerde bulunmuştur. Her hastalığın bir çaresi olduğunu bildirerek, tedavi yollarının araştırılmasını teşvik etmiştir.

            Hz. Peygamber, şiir ve müsikiyi kökten reddetmemiş; İslama aykırı olmayan, zararı dokunmayan şiiri yasaklamamış; İslamı ve müslümanları savunmak maksadıyla şiiri teşvik bile etmiştir.

            Hz. Peygamber çevreye önem vermiştir. O’nun çevrecilik ile ilgili çok güzel tavsiyeleri ve tatbikatı vardır. Hz. Peygamber, tabii çevrenin korunmasıyla ve insanın içinde yaşamak zorunda olduğu yakın maddi ve manevi çevresinin nasıl olması gerektiği konusunda bazı faaliyetlerde bulunmuştur. İnsanları ağaç dikmeye sevketmiştir Belirli bölgeleri özel koruma altına almıştır. Bu konuda ümmetine örnek davranış modelleri sunmuştur.

Yorum Yaz