|
Prof. Dr. Mehmet PAÇACI Kur'ân, İslam'ın klasik döneminde, birçok açıdan İslam disiplinlerinin inceleme konusu olmuştur. Tefsir disiplini tarafından Kur'ân, tarihi bağlamı ile yakından ilişkili bir metin olarak görülmüştür. Bu algılamaya uygun olarak Kur'ân'ı tarihsel bağlamı ve bu bağlamda kullanılan dil, tefsirin başlıca kaynakları olmuştur. Kur'ân'ın cümleleri bu bakış açısıyla hadis rivayetleri ve tarih kaynakların kullanılmasıyla açıklanmıştır. Yine Kur'ân lûgat, nahiv, sarf ve iştikak yönünden de ele alınmış, edebi açıdan da ma'âni, beyan ve bediî incelemelerinin konusu olmuştur. Bundan başka Kur'ân, teoloji, ahlâk, siyâset ve hukuk gibi alanlarda da İslam geleneğinin kaynaklarından birini teşkil etmiştir. Klasik dönemde tefsir, kelâm ve fıkıh, İslam geleneğinin işletilmesi için gerekli olan üretimleri Kur'ân'a farklı metin yorum yöntemleri ile yaklaşarak ortaya koymuşlardır. Bu çalışmada İslam'ın Çağdaş döneminde Kur'ân'a getirilen iki çok bilinen yorumu, yorum bilimsel açıdan çözümlemeye çalışacağım. Bunun da ötesinde ayetlere getirilen yorumların bizzat anlamlarına dikkat çekeceğim. Bundaki temel amacım, Kur'ân'ı hangi amaçlar için yorumladığımıza ve söz konusu yorumlarımızı hangi yolları izleyerek yaptığımıza dikkat çekmektir. Başka bir ifadeyle ayetleri neden başka bir şekilde değil de belli bir şekilde yorumlamaktayız? Yorumlarımızı gerçekten sürecin başında benimsediğimiz yöntemlere sadık kalarak mı gerçekleştiriyoruz.? Bu yorumların amaçlarını ve yorumlarda izlenen yöntemleri bir yorum eleştirisi yaklaşımı ile ele almaya çalışacağım. İşleyeceğim örneklerde yeni bir hüküm önermek amacında olmayacağım. Çünkü metinlerden kuralsal hükümler çıkarmak, betimleyici bir yaklaşımdan tamamıyla farklı bir yorum süreci gerektirmektedir. Ancak, söz gelimi, neden Kur'ân'ın inişinden yaklaşık bin üçyüz yıl sonra köleliğin İslam'da olmadığı şeklinde bir yorum yapılmıştır ve bu doğru bir yorum olarak düşünülmeye başlanmıştır? Oysa İslam'ın klasik döneminde kölelik konusunda temel kaynaklara dayanan kapsamlı bir hukuk oluşturulmuştu. Bütün bu külliyâta karşın, bu yeni yorumun anlamı nedir? Keza Kur'ân'dan yola çıkarak çok eşlilik değil de tek eşlilik çıkarımında bulunmanın Müslümanlar açısından anlamı nedir? Bu yeni Kur'ân yorumlarını bizim için "doğru" ya da "yanlış" yapan unsurlar yöntemsel midir? Tek eşliliği Kur'ân'dan çıkaran yorum neden doğru bir yorum olarak kabul edilmekte iken meselâ "Kur'ân'ın bu ilk emri eğitimin önemini vurgulamaktadır" yorumunu Kur'ân'ın ilk vahyedilen ayetlerinden çıkarmak yanlış olabilmektedir? Bu örnekleri çoğaltmak mümkündür. Çağdaş dönemde "Kur'ân'a göre" hırsızın elini kesmek değil, ama onu hapsetmek doğru görülmektedir. Meselâ, çevreyi korumaya ve kalkınmaya işaret eden Kur'ân yorumları neden bazı okuyucular tarafından yanlış veya bir başkası tarafından, tam da ayetin doğru yorumu olarak kabul edilmektedir. Doğru kabul edilen Çağdaş yorumlar, izledikleri yöntemler açısından kusursuz çıkarımlar mıdır? Diğer yandan yanlış kabul edilen yorumlar, gerçekten yorumbilimsel yanlışlar nedeniyle mi yanlış olmaktadırlar? KUR'AN'DA 'TEK EŞLİLİK' Mİ? Yukarıda sorduğumuz soruların cevaplarını vermek üzere ele alacağım ilk örnek, çağdaş dönemde sıkça gündeme gelen 'tek eşlilik' hükmüne Kur'ân metni üzerinden ulaşan yorum olacaktır. Kur'ân'ın çok eşliliği değil, esasen tek eşliliği emrettiği şeklindeki yorumda izlenen akıl yürütme ana hatlarıyla şöyle özetlenebilir: Kur'ân, 4, Nisa Suresi 3. ayet ile Kur'ân öncesi Araplardaki sınırsız sayıda eş alma uygulamasını dört ile sınırlamıştır. Bu sınırlama sınırsız eşlilikten, fıkıh geleneğinin çiğnediği 'eşitlik' ilkesi gereği, tek eşliliğe ulaşmak için geçici bir düzenlemedir.1 Bu ayet aynı zamanda çok eşliliğe adalet şartını koymakta ve eşler arasında adaletli davranmayacaksa kocanın tek eş ile yetinmesi gerektiğini belirtmektedir.2 "Yetim kızlara haksızlık etmekten korkarsanız, beğendiğiniz kadınlardan birer, ikişer, üçer veya dörder nikahlayın. Adaletsizlikten korkarsanız o halde bir tane nikahlayın veya cariyeleriniz ile yetinin.Bu yanlışa düşmemeniz için en uygun yoldur." Aynı surenin 129. ayeti ise çok eşlilik halinde eşler arasında hiçbir şekilde adaletin sağlanamayacağını belirterek yoruma göre son noktayı koymaktadır: İşte "Kur'ân'ın uzun vadeli genel hedefi tek eşliliktir".3 "Çok isteseniz de kadınlar arasında adaletli olmaya kesinlikle gücünüz yetmez. O halde birisine olduğu gibi yaklaşıp da diğerini havada asılı kalmış gibi bırakmayın. Eğer ilişkinizi düzeltir ve sorumluluklarınızı bilirseniz (ittekû), Allah gafûr ve rahîmdir." Çağdaş dönemde çok evlilik konusundaki böylesi bir kurgulama Muhammed Abduh'a kadar gitmektedir.4 Muhammed Abduh, 1899'da, Mısır hükümetinin şer'i mahkemelerde gerçekleştirmek istediği reform talebi üzerine, çok eşlilik konusunu Çağdaşçı bir yaklaşımla ele almıştır.5 Daha sonra gelen hemen bütün Çağdaşçılar, bu kurgulamayı küçük farklılıklarla izleyeceklerdir. Mesela, Musa Carullah, Kur'ân metni üzerinden tek eşlilik görüşünü delillendirmede aynı ayetleri kullanmaktadır. Ayrıca Carullah'a göre 3. ayette söz konusu edilen yetim kelimesi mecazen dul kadınlar anlamına gelmektedir. O, ayetler hakkındaki bütün rivayetleri bildiği halde bunları dikkate almaksızın bilinçli olarak "Kur'ân-ı Kerim'in ifadelerine uygunluğu tercih" ettiğini belirterek ayetlerin lafız düzeyindeki bir yorumunu öne çıkarır.66 Daha sonra Fazlur Rahman aynı delillendirmeyi tarihselci vurgusuyla geliştirmeye çalışacaktır.7 Amine Vedud Muhsin de onun bu yorumunu izleyecektir.8 Mahmud Muhammed Taha aynı sonuca, sadece söz konusu ayetlerin ilgili gördüğü kısımlarını alıntılamak yoluyla doğrudan ulaşmaktadır.9 Ebu Zeyd de aynı sonuca ulaşmak için aynı ayetleri kullanmaktadır.10 Yukarıda söz konusu edilen ayetler, isminin de gösterdiği üzere kadınlara ilişkin konuları ele alan ve Medine'de inmiş olan Nisa Suresi'nde yer almaktadır. Surede başka bazı konuların yanı sıra, yetim kızların haklarının korunması, evlilik, mehir, çok eşlilik, miras taksiminde erkek ve kadınların payı, vasiyet, fuhuş durumunda verilecek hükümler, haram olan kadınlar, cariyeler ve evli kadınlar ile ilişkiler, sorunlu evliliklerde yapılacak işlemler gibi düzenlemeler ele alınmaktadır. Bu bakımdan 3. ve 129. ayetler Sure'nin bu metinsel ve tarihsel bütünlüğü içerisinde düşünülmelidir. Klasik din ilimlerine yöneltilen bütünlükten yoksun olmak şeklindeki Çağdaşçı eleştirilere11 karşın İbn Cübeyr'den ve Dahhak'tan 3. ayetin tefsiri için aktarılan rivayetler, İslam öncesi uygulamalardan İslam'ın kendine has düzenlemelerine geçiş sürecini bütüncül bir bakışla sunmaktadır. Bu anlatımlara göre halk İslam öncesi adetlerini sürdüre gelmekteydi. İslam'ın gelmesi ile birlikte İslam'ı düzenlemeleri arka arkaya gelmeye başlayınca bazı konularda emirle, bazılarında ise yasakla karşılaştılar. Sonra yetimler hakkında da yeni hukukun hükmünü sordular ve bu ayet (4, Nisa:3) indi. Ayet, Said b. Cübeyr'e göre, yetimler ile sınırlı değildir ve nasıl yetimler hakkında adaletsiz davranmaktan korkulmasının gerektiği söyleniyorsa kadınlar için de aynı adaletsizlik korkusunu duymak gerektiği şeklinde anlaşılmalıdır.12 Dahhak'tan gelen rivayet nüzul sürecinin bu aşaması hakkında daha kapsamlı ve ayetler arasında bütünlüğü yakalayan bir bakış sunmaktadır: Cahiliye'de insanlar yetimin malını çekinmeden harcıyorlar, on kadın nikahlıyorlar ve babalarının karıların alıyorlardı. Sonra, İslam'ın kadınlar hakkındaki görüşünü soruşturmaya başladılar. Allah da onlara yetim kızlar ve kadınlar hakkında öğüt verdi. Yetimler hakkında 2. (4, Nisa) ayet, kadınlar hakkında ise 3. ve 22. ayetleri indirdi.13 Metinsel ve tarihsel bağlamın genel bir tasvirinden sonra, şimdi çok eşlilik, tek eşlilik tartışmasında Çağdaşçı akıl yürütmede öne çıkarılan ayetlerin özel tarihsel bağlamlarına daha yakından bakacağız. Bunu, çağdaş yaklaşımın açık isteksizliğine karşın biz Ebu Cafer Taberi'nin (H. 224-310) tefsirindeki rivayetleri esas alarak inceleyeceğiz. Mesela Fazlur Rahman ayetler hakkındaki bu rivayetleri "açıkça spekülatif” bulmaktadır. Ne var ki o, bu kategorik eleştirisi için, hiç bir dayanak sunmamaktadır.14 Diğer birçok Çağdaşçı ise, ayetlerin tarihsel bağlamını söz konusu bile etmeksizin sadece ayetlerin 'lafzı' üzerinden sonuca ulaşma yolunu seçmektedir. 3. ayetin, lafız düzeyinde velayet altındaki yetim kızlara ait hakların korunmasıyla ilgili olduğu açıklıkla ortadadır. Ayrıca, rivayetlerin ortaya koyduğu özel tarihsel bağlam, ayetin lafzıyla da bir tutarlılık içindedir. Urve, Hz. Ayşe'ye "yetim kızlara haksızlık etmekten korkarsanız, beğendiğiniz kadınlardan nikâhlayın." ayetini sorduğunu ve Hz. Ayşe'nin de ayetin, velisinin gözetimindeki yetim kızdan söz ettiğini söylediğini belirtmiştir. Buna göre veli, koruması altındaki yetim kızın güzelliğine ve mal varlığına sahip olmak ve onu diğer kadınlara verilen mehirden daha az miktarda bir mehirle nikâhlamak istiyordu. İlk olarak, velilerin bunu yapmaları yasaklandı ve gözetimleri altındaki yetim kızları, sadece mehirlerini tam olarak vererek adaletle nikâhlayabilecekleri bildirildi. Sonra velilerin yetim kızların mehirlerini tam olarak ödeyemeyeceklerse, diğer kadınlardan nikâhlamaları emredildi.15 İkrime, o günkü şartlara ilişkin daha açıklayıcı şu bilgiyi aktarmaktadır: "Adamlar, dört, beş, altı, on eş nikâhlıyorlardı ve 'Şu adam evleniyorsa ben neden evlenmeyeyim?' deyip yetiminin malını alıyor ve onu nikahlıyordu. Bunun üzerine onların dördün üzerinde evlenmeleri yasaklandı.16 İbn Abbas'ın ayette belirtilen hüküm hakkındaki yorumu, yetim kızlar ve kadınlar ile çok evlilik sınırlaması arasında bugün bize anlaması zor gelen ilişkiyi daha doğrudan ifade etmektedir: Ona göre, "yetimlerin mallarını korumak için evlenme sınırlanmıştır."17 1Bkz. Nasr Hamid Ebu Zeyd, “Kadaya’l-Mer’e Beyne Sindani’l-Hadase ve Mitrakati’t- Taklid: Dirasa fi Tarihi’n-Nusus”, Alif:Journal of Comperative Poetics, No.19 (1999), 2965, s. 47. 2 Muhammed Abduh, el-A 'malu 'l-Kamile II, Beyrut ve Kahire: Daru'ş-Şuruk, 1993/1414 , s. 84 vd., 92-5, zikreden, Ebu Zeyd, "Kadaya'l-Mer'e", s. 49, 63 vd. 3Fazlur Rahman, "İslam'da Kadının Konumu", İslami Yenilenme Makaleler II, s. 146 4 J.N.D. Anderson, "The Significance of Islamic Law in the World Today", The American Journal Comperative Law, Cilt. 9, No 2, (Spring,1960), 187-198, s. 193 5TDVİslam Ansiklopedisi, "Çok Evlilik", Kevser Kamil Ali, Salim Öğüt, VIII, 365-369 s. 367. 6 Musa Carullah, Kur 'ân-ı Kerim Ayet-i Kerimelerinin Nurları Huzurunda Hatun, yayına hazırlayan, Mehmet Görmez, Ankara,1999, s.72 vd. 7 Fazlur Rahman, "İslam'da Kadının Konumu", İslami Yenilenme Makaleler II, s. 145 vd. 8 Amine Vedud Muhsin, Kur'ân ve Kadın, çev. Nazife Şişman, İstanbul: İz Yayıncılık, 2000, s. 128-131. 9 Mahmoud Muhamed Taha, The Second Message of Islam, terc. Abdullahi Ahmed an-Naim, New York: Syracuse University Press, 1987, 140 vd. 10 Ebu Zeyd, bu konudaki delillendirmesini Abduh'un yazdıklarını temel alarak oluşturmaktadır. Bkz. "Kadaya'l-Mer'e", s. 47 vd., 63 vd. 11 Bkz. Fazlur Rahman, İslam ve Çağdaşlık, terc. Alparslan Açıkgenç, M. Hayri Kırbaşoğlu, Ankara: Ankara Okulu Yayınları, 1999, s. 210. Ayrıca Fazlur Rahman'ın "İslam'da Kadının Konumu" adıyla Türkçe'ye çevrilen çalışmasında "klasik tefsirlerde hiçbir zaman irtibatlandırılmadığını belirttiği" 2, 3, 127 ve 129. ayetlerin (Bkz.İslami Yenilenme Makaleler II, s. 143) rivayetlerde çeşitli şekillerde irtibatlandırıldığını ve konunun dikkate değer bir bütünlük içinde ele alındığını görmekteyiz. Bkz. Ebu Cafer Muhammed b. Cerir et-Taberî, Tefsiru't Taberi, tahk. Ahmed Muhammed Şakir, Mahmud Muhammed Şakir, Daru'l-Me'arif, Mısır, 1969, VII, 538; 540; IX, 258 vd. 12 Taberî, Tefsir, VII, 536. 13 Taberî, Tefsir VII, 538 14 Fazlur Rahman, "İslam'da Kadının Konumu", İslami Yenilenme Makaleler II, s. 143. 15Taberî, Tefsir, VII,535 16 Taberî, Tefsir, VII, 535 17 Taberî, Tefsir, VII, 535.
|