Hz. Ebu Bekir, Kureyş kabilesinin on meşhur kolundan bir olan Teym oğullarına mensuptur. Babası, “Ebu kuhafe” künyesiyel bilinen Osman b. Amir, Annesi “Ümmü’l Hayr” künyesiyle anılan Selma bt. Sahr’dır. Hz. Peygamber’in doğumundan iki veya üç yıl sonra Mekke’de dünyaya gelmiştir. Diğer Kureyş mensupları gibi ticaretle meşgul olmuştur. İslam’ın yayılmasına önemli katkılarda bulunmuştur. Mekke döneminde ilk müslümanlardan çoğu onun delaletiyle İslam’a girmişlerdir. Medine’ye hicrette Hz. Peygamber’e refakat etmiştir. Medine döneminde Hz. Peygamber’le birlikte bütün gazvelere katılmıştır. Hz. Peygamber’in katılmadığı bazı seriyyelerde görev almıştır. Hz. Peygamber’in vefatından sonra da halife seçilmiştir. Halifeliği döneminde, peygamberlik iddisasında bulunanlarla ve zekat vermek istemeyenlerle mücadele ederek Arap yarımadasında işbirliği sağlamıştır. Hz. Peygamber’in hayatında çeşitli yazı malzemeleri üzerine yazılan Kur’an-ı Kerim’i, bir komisyon kurarak bir araya toplatmış ve tek bir mushaf haline getirtmiştir. Daha sonra ırak ve suriye bölgesinde fetih hareketleri başlatmıştır. Hastalığı esnasında Hz. Ömer’i yerine imam ve kendisinden sonra halef tayin etmiş: 22 Cemaziyelahir 13/23 Ağustos 634 tarihinde vefat etmiştir. Hz. Ebu Bekir’in Kur’an-ı Kerim’e ve Hz. Muhammed’in peygamberliğine sarsılmaz bir şekilde imanı vardı. Nitekim bu vasfından dolayı kendisine “sıddık” lakabı verilmiştir. Cesur ve azimli idi. İsabetli olduğuna inandığı düşüncelerini çekinmeden uygulardı. Zühd ve takva sahibi bir şahsiyet idi. Cahilliye döneminde dahi putlara tapmamış, o dönemin her türlü ahlaksızlıklarından uzak durmuştu. İlmi ve edebi kişiliğiyle tanınır. Kendisi o dönemde okuma yazma bilen az sayıda kişiden biriydi. Kur’an-ı Kerim’i ezbere bilir ve çok güzel Kur’an okurdu. Kendilerinden kıraat vecihleri nakledilen sahabiler arasında onun adı da geçer. Edebi yönü kuvvetli idi. Ensab konusunda uzmandı. İdaresinde ve icraatında iffet, doğruluk, sukunet , vakar, irade, cesaret zerafet, keskin zeka, kararlılık ve istişare hakimdi. Hz. Ömer, Kureyş’in kollarından biri olan Adiy oğullarına mensuptur. Babası Hattab b. Nüfeyl; annesi Mahzum Kabilesinden Hanteme bt. Haşim’dir. Cahilliye döneminde Kureyş kabilesinin sefiri idi. Hz. Peygamber’le birlikte bütün gazvelere iştirak etmiş ve bu gazvelerde bir savaşçıdan çok, Hz. Peygamber’in danışmanı olarak rol oynamıştır. Hz. Ebu Bekir’in halife seçilmesinde onun rolü büyüktür. Hz. Ebu Bekir, vefatından önce Hz. Ömer’i kendisinden sonra hilafete geçmek üzere de halef tayin etti. Hz. Ömer hilafete geçince, fetihlere devam edildi. Kadisiye, Celula, Nihavende ve Yermük gibi önemli savaşlarda müslümanlar galibiyet elde ettiler. İran, El-Cezire, Horasan, Suriye ve Mısır fethedildi. Basra, Kufe ve Fustat gibi önemli şehirler onun döneminde inşa edildi. Ülkeyi yeni idari bölgelere ayırdı ve bu bölgelerde memuriyetler ihdas etti. Fey gelirlerini dağıtmak maksadıyla “Divan Teşkilatı”nı kurdu. 17/638 yılında hicri takvim kabul edildi. Hz. Ömer, Muğire b. Şu’be’nin İran asıllı kölesi Ebu Lü’lü’ Firuz tarafından hançerlenerek yaralandı ve 6 Zilhicce 23/3 kasım 644 tarihinde vefat etti. Hz. Peygamber’in ve Hz. Ebu Bekir’in yanına defnedildi. Hz. Ömer adaletli ile şöhret bulmuştur. İcraatlarında insanların mevkiine ve zenginliğine itibar etmezdi. Devlet malı konusunda son derece titiz davranırdı. Kanaatkar, ibadete düşkün, sade yaşayan, sabırlı ve alçak gönüllü idi. İyi bir hatipdi. Güçlü bir muhakeme gücüne sahipti. Hz. Osman Kureyş’in Ümmeyye koluna mensuptur. Babası Affan b. Ebü’l –as, Annesi Erva bt. Küreyz’dir. Kumaş ve elbise tüccarı idi. Mekke döneminde Hz. Peygamber’in kızı Rukiye ile evlendi. Hanımı ile birlikte Habeşistan’a hicret etti. Daha sonra Mekke’ye dönerek Medine’ye hicret etti. Rukiye’nin vefatından sonra Hz.peygamber’in diğer kızı Ümmü Gülsüm ile evlendi. Hz.peygamber’in gazvelerinin çoğuna katıldı. Tebük seferine çıkan orunun hazırlanmasında büyük meblağda katkıda bulundu. Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ömer dönemlerinde bu iki halifenin danışmanları arasında yer aldı. Hz. Ömer tarafından tayin edilen şura arasında yer aldı ve bu halifeden sonra hilafet makamına getirildi. Halifeliği 12 yıl sürdü. Eyaletlerden gelen asiler tarafından 35/656 yılında şehit edildi. Hz.Osman yumuşak tabiatlı, tartışmayı sevmeyen, haya sahibi ve merhametli, takva sahibi, akrabalarına düşkün, cömert, Kur’an hafızı, okuma yazma bilen bir şahsiyetti. Hz.peygamber’in vahiy katibi idi. Hz. Ali, Hz.peygamber’in amcası Ebu Talib’in en küçük oğludur. Annesi Fatıma bt. Esed’dir. Hz. Ali’nin, hem babası, ve hem de annesi Beni Haşim’e mensuptur. Beş yaşından itibaren Hz.peygamber’in evinde büyüdü. Hz. Muhammed’in peygamberliğine ilk iman edenlerden ve O’nunla ilk namaz kılandır. Hicret gecesi Hz.peygamber’in yatağında yattı. Hicretin 2.yılında Hz.peygamber’in kızı Fatıma ile evlendi. Tebük dışındaki bütün gazvelere katıldı. Hz.peygamber’in vahiy katibi idi. Hz. Peygamber’in vasiyeti üzerine cenazesini Hz.Abbas, onun oğulları Fazl,Kusem ve Üsame b. Zeyd birlikte Hz. Ali yıkadı. İlk üç halife döneminde Medine’de kaldı; savaşlara katılmadı ve idari görevlerde bulunmadı. Hz. Osman’ın şehit edilmesinden sonra hilafet makamına getirildi. 40/661 yılında bir harici tarafından şehit edildi. Hz. Ali ilim, takva, ihlas,samimiyet,fedakarlık, şefkat, merhamet, adalet, hitabet, ve kahramanlık gibi yüksek ahlaki ve insani vasıflar bakımından müstesna bir mevkie sahiptir.
DÖRT HALİFE DÖNEMİNDE RİDDE SAVAŞLARI VE FETİHLER Ridde savaşları ve Fetihler, Dört halife döneminin en önemli ve başta gelen olayları arasında yer alaırlar. Ridde hareketleri Hz. Ebu Bekir döneminde müslümanları hayli uğraştırmıştır. Siyasi, sosyal ve ekonomik çeiitli sebeplerle Tulayha, mÜseylime, Esved el-ansi ve Secah gib bazı yalancı şahıslar, bir kısmı Hz. Peygamber’in vefatından önce ve bir kısmı da onun vefatından sonra peygamberlik iddiasıyla ortaya atılmışlardır. Bunlar, çoğu kendi kabilelerinden oluşan insanları etraflarına toplayarak isyan etmişlerdir. Bazı kabileler zekat vermekten vazgeçmişlerdir. Hz. ebu Bekir bunlarla mücadeleye karar vermiş ve üzerlerine ordular sevketmiştir. Bu savaşlarda Halid b. Velid büyük kahramanlıklar göstermiş ve başarılar elde etmiştir. Esved el-Ansi ve Müseylime öldürülmüş. Tuleyha ve Secah ise kurtulmayı başarmışlardır. Peygamberlik iddasında bulunanlara tabi olanlardan hayatta kalanlar itaat altına alınmıştır. Zekat vermek istemeyenler de kısa sürede bu isteklerinde vazgeçmişlerdir. Bu suretle bir yıl zarfında Arap yarımadasında birlik, huzur ve sükün yeniden sağlanmıştır. Ridde hareketlerinin bastırılmasından sonra Hz. Ebu Bekir, ırak ve Suriye bölgelerinde fetih hareketlerine teşebbüs etti. Onun başlattığı fetihler Hz. Ömer ve Hz. Osman zamanında da devam etti. Irak, İran, Horasan, Azerbaycan, Suriye, Mısır müslümanların hakimiyeti altına girdi. Bu bölgelerdeki yerleşim merkezlerinin çoğu sulh yoluyla ele geçirildi. Bunun yanında, Ecnadeyn, Yermük, Kadisiye ve Nihavend gibi büyük meydan savaşları da kaçınılmaz oldu ve bu savaşlar müslümanların galibiyetiyle sonuçlandı. Sasanilerin başşehri Medain, Şam, Kudüs, Antakya ve İskenderiye gibi büyük ve önemli şehirler İslam hakimiyetine girdi. İslam fetihleri, İslam dinin çeşitli bölgelere yayılmasını sağladı. Bu fetihler İslam medeniyetinin doğmasına zemin hazırladı. Fethedilen ülkelere yeni bir dünya nizamı yayıldı. Fetihler geçici değil; kalıcı, devamlı ve tesirli oldu. Müslümanlar fethettikleri ülkelerin halklarını İslam dinini kabule zorlamadılar. Cizye ödemek şartıyla zımmi olmayı kabul edenlere vicdan ve inanç hürriyeti tanıdılar. Kendi dinlerinde kalmalarına izin verildi. İbadetlerine karışılmadı. İbadethanelerine dokunulmadı. İslam fetihlerini başarıya ulaşmasında tarihi, coğrafi, siyasi ve askeri çeşitli unsurlar mevcuttu. İslam fetihlerinin esas gayesi Allah yolunda ve O’nun adının yüceltilmesi uğruna yapılan cihad’dır. Fetihlerin gerçek amili dindir. Bunun yanında müslümanların maddi avantajları da vardı; binicilikte be ok atıcılıkta usta idiler. Sade hayata alışık idiler. yükleri hafif olduğu için manevra kabiliyeti yüksekti. Sıkıştıkları zaman çölü arkalarına almaları ve zor durumda kaldıklarında çöle çekilebileceklerini düşünmeleri onlara cesaret veriyordu. Dört halife döneminde siyasi, idari ve askeri yönden başarılı idareci ve komutanlar vardı. Müslümanların, fethettikleri ülkelerin halkına iyi davranmaları bölgelerin ve şehirlerin fethini kolaylaştırmıştır.
DÖRT HALİFE DÖNEMİNDE İÇ MÜCADELE Hz. Osman’ın halifeliğini ilk altı yılı, ülkede huzur ve sükunun hakim olduğu dönemdir. İkinci altı yılda ise siyasi, sosyal, ekonomik ve psikolojik çeşitli sebepler yüzünden iç karışıklıklar ortaya çıkmıştır. Bu karışıklıklara genel olarak aşağıdaki hususlar sebep olarak gösterilmektedir. Hz. Osman’ın valiliklere akrabalarının tayin etmesi; akrabalarına gösterdiği aşırı düşkünlük ve onlara çeşitli bağışlarda bulunması; buna karşılık bazı sahabilerin maaşlarını kesmesi veya azaltması; Ebu Zer el-Gıfari gibi bazı muhaliflerin sürgün edilmesi; Hz. Peygamber’in Taif’e sürgün ettiği amcası Hakem b. Ebü’l –as’ı Medine’ye getirmesi; valilerin kötü icraatları, Hz. Osman’ın bazı fıkhi uygulamaları; hz. Peygamber’den mirass kalan yüzüğü Eris kuyusuna düşürmesi; halifeliğinin altıncı yılında Mina3da namazı mukim gibi dört re’kat kılması; Hz. Ebu Bekir zamanında cem’edilen Kur’an nüshası istinsah ettirip diğer nüshaları imha ettirmesi; Abdullah b. Sebe’nin propagandaları vs. Hz. Osman’ın halifeliğinin altıncı yılından itibaren başlayan ve günden güne artan huzursuzluklar, halifenin 35/656 yılında şehit edilmesiyle doruk noktasına ulaşmıştır. Onun öldürülmesiyle karışıklıklar sona ermemiş, bilakis Hz. Ali döneminde daha da artmıştır. Hz. Osman’ın öldürülmesinden sonra hilafete Hz. Ali seçildi. Bunun üzerine Hz. Aişe, Talha, Zübeyr ve Ümeyye oğulları, Hz. Ali’ye karşı Hz. Osman’ın kanını talep iddiasıyla Mekke’de toplandılar. Hz. Aişe’nin önderliğindeki ordu ile Hz. AliEnin ordusu arasında Basra yakınlarındaki Hureybe’de “Cemel Savaşı” meydana geldi. Hz. Ali’nin ordusunun galip geldiği savaşta iki taraf da pek çok kayıp verdi. Talha ve Zübeyr öldürüldü. Hz. Ali Cemel savaşından sonra Kufe’ye yerleşti. Muaviye’ye kendisine biat için elçi gönderdi. Fakat olumsuz cevap aldı. Muaviye ondan Hz. Osman’ın kanını talep etti. Hz. Ali bunun üzerine Suriye üzerine yürümeye karar verdi. Muaviye de ordusuyla halifeye karşı yürüdü. İki ordu arasında meydana gelen Sıffin savaşında Hz. Ali’nin ordusu galip gelmek üzere idi. Bu kritik anda, Amr b. As’ın tavsiyesi üzerine Muaviye muzrakların ucuna Kur’an nüshaları taktırarak havaya kaldırttı ve karşı tarafı kur’an’ın hakemliğine davet etti. Hz. Ali bunun bir hile olduğunu söyledi; ancak bazı askerlerini ikna edemeyerek savaşı durdurmak zorunda kaldı. Her iki taraf da meselenin çözümünü hakemlere havale etti. Hz. Ali’nin hakemi olarak Ebu Musa el-Eş’ari, Muaviye’nin hakemi olarak da Amr b. As seçildi. Bu defa da bu sonuncunun hilesi sonucu hakem olayı da fiyasko ile sonuçlandı, meseleyi halledeceği yerde ihtilafları içinden çıkılamaz hale getirdi. Hakem olayına karşı çıkan ve daha sonra İslam tarihin de “Hariciler” diye adlandırılacak olan grup, Hz. Ali’nin ordusundan ayrılarak Kufe köylerinden biri olan Harura’ya çekildiler. Hakem tayinine karşı çıkan ve sayıları 12.000 dolayında bulunan Hariciler, tüm çabalara rağmen Hz. Ali’ye katılmadılar. Hz. Ali ordusu ile Hariciler arasında meydana gelen Nehrevan ve Nuhayle savaşlarına Hz. Ali’nin ordusu galip geldi. Haricilerin çoğu öldürüldü. Nehrevan ve Nuhayle’de Haricilerle yapılan savaşları Hz. Ali’nin ordusu kazanmakla birlikte , bu savaşlardan kurtulanlarda ve onların gelecekteki mensuplarında intikam hırsı oluştu. Nitekim Hz. Ali intikam duygusuyla Abdurrahman b. Mülcem tarafından öldürüldü. Hariciler, Nehrevan ve Nuhayle’den itibaren Hz. Ali’nin vefatına kadar geçen iki yıl zarfında zaman zaman küçük çaplı isyanlar çıkardılarsa da sonuçta mağlup edildiler. Sıffin savaşından sonra Amr b. As, Muaviye adına Mısır’ı Hz. Ali’nin elinden aldı. Muaviye bundan sora Hz. Ali’yi yıpratmak ve taciz etmek maksadıyla onun hakimiyetindeki diğer bölgelerde saldırılarda bulunmaya başladı. Irak ve El-Cezire bölgelerine askeri birlikler gönderdi. Bu birlikler Basra’ya, Kufe civarına, Enbar’a ve diğer bazı yerleşim merkezlerine başarısız hücumlarda bulundular. Hz. Ali’ye bağlı birlikler de bu hareketlere mukabelede bulundular. Muaviye daha sonra hac emirliğini eline geçirmek istedi. Bu arada Hicaz üzerinden Yemen’e asker gönderdi.
DÖRT HALİFE DÖNEMİNDE İDARİ VE MALİ YAPI, MEDENİYET VE KÜLTÜR Hz. Peygamber, vefatından önce, kendisinden sonra müslümanların başına geçecek kimseyi tayin etmedi. Hz.peygamber’in vefat ettiği gün, ensar, Beni Saide gölgeliğinde toplanarak kendi aralarından bir şahsı başkan seçmek istediler. Muhacirlerden Hz. Ebu bekir, Hz. Ömer ve Ebu Ubeyde b. El-cerrah bunu haber alır almaz oraya gittiler. Çeşitli müzakerelerden sonra Hz. Ebu Bekir biattan sonra minbere çıkarak, idarede takip edeceği siyasetin temel esaslarını açıklayan bir konuşma yaptı. Hz. Ömer, Hz.peygamber’in ve Hz. Ebu Bekir’in kendilerinden hoşnut olduğu altı kişilik heyeti (Şura), aralarından birini halife seçmek üzere görevlendirdi. Bu heyet, çeşitli müzakereler sonucunda Hz.Osman’ı hilafet makamına getirdi. Hz. Osman ise kendisinden sonra hilafet makamına geçecek halife için aday göstermedi. Muhacirlerin ve ensarın ileri gelenleri Mescid-i Nebevi’de toplanarak Hz. Ali’yi halife seçip biat ettiler. Hz. Peygamber döneminin sonlarına doğru olduğu gibi, Hulefa-i Raşidin döneminde de İslam devletinin vilayetlerinin her birinde birer vali görev yapıyordu. Fetihler sonuncu devletin sınırları genişledikçe vilayetlerin sayısı da artmıştır. Dört Halife döneminde devletin gelirleri Humus(ganimetin beşte biri), gayr-ı müslimlerden baş vergisi olarak alınan cizye, yine gayr-ı müslimlerin işletmiş olduğu topraklardan alınan haraç, ticaret malları vergisi ve zekattır. Hz. Ömer fey gelirlerini dağıtmak üzere Divan teşkilatını kurmuştur. Dört halife döneminde Basra, Kufe ve Fustat olmak üzere çok sayıda şehir kurulmuştur. Bunun yanında bayındırlık hizmetleri yapılmış ve pek çok kanal açılmıştır. Devletin her tarafına camiler inşa edilmiştir. Hicri takvim Hz. Ömer zamanında kabul edilmiş; ülkenin her tarafında eğitim öğretim faaliyetleri sürdürülmüştür.
|