ANASAYFA

Profil

Eski yazılar

Kur'an Meali Performans Ödevleri Dini Sorularınız Cevaplanan sorular Kitap İndirme Arapça kütüphane Sorularla İslam

Son yazılar


Ömre bedel gece Kadir Gecesi (2)
Günahlarımızı Yak Ey Ramazan!
Küçüklerin evlendirilmesi
Şube öğretmen ve din kültürü zümre öğretmenler kurulu
Belirli Gün ve Haftalar


Yazarlar

Mehmet Fudayl Erkoç
Yazıları
Allah’ın İnsanı Üzerine Yarattığı Fıtrat

Yazı Kategorileri


Sayfa Güncel Sayfa:1 Toplam:6
| Sonraki Sayfa

Linkler

Hadis Ara
Kur'anı Kerim
Yeni Şafak
Hz. Muhammed
Webkaynak
E-ilahiyat
Çocuklara-1
Çocuklara-2
Çocuklara-3
Kur'an'da Ara
Tefsir Sitesi
Yakup Gövler
Kuran fihristi
Ekrem Yilmaz
Ögrenci resimleri
Kur'an complex
Online Kitap
Waqfeya Kitap indir

ZİYARETÇİ DEFTERİ
Deftere Yaz
Defteri Oku

Fikritakip Yazılarım


1-Kur’an'ın anlaşılması ve günümüze taşınması (I)
2-Kur’an' Niçin Gönderilmiştir ve Nasıl Okunmalıdır?
3-Kur’an'ı Mitolojiden Arındırma Fikri
4-Allah'ın Sekineti
5-Kur'an'da Cehaletin Kaynakları
6-Kur’an'ın anlaşılması ve günümüze taşınması (III)
7-İsra ve miraç hadiseleri bedenle mi gerçekleşti
8-Kur’an'ın anlaşılması ve günümüze taşınması (II)
9-Kur’an'ın Neliği Meselesi
10-Kur’an'ı Anlamada Vahye Konu Olan Olayların Bilinmesi
11-Kur’an'ın Dili ve Retoriği(I)


Öğrenciler için peybamberler tarihi


BURAYA TIKLAYINIZ

Mezhep Kavramı Ve Mezheplerin Doğuş Sebepleri-3

Prof. Dr. Hasan Onat

http://www.hasanonat.com/ 

d. Kur’ân’ın Siyasî Meselelere Bakışı

           

            Kur'ân, siyasî meselelerle ilgili olarak, evrensel nitelik taşıyan genel ilkelerin dışında herhangi bir belirlemede bulunmuş değildir[1]. Bu genel ilkeleri, işlerin ehline verilmesi[2], vahiyle belirlenmemiş konularda müşavere ile hareket edilmesi[3], insanlar arasında adaletle hükmedilmesi[4], "Allah'a, Peygamber'e ve mü'min emirlere itaat edilmesi"[5], bilinmeyen şeyin desteklenmemesi[6] şeklinde sıralamak mümkündür.

            Kur'ân'ın istediği ahlâklı ve âdil toplum, Kur'ân'ın dikkat çektiği ilkeler doğrultusunda müslümanlar tarafından,sosyal değişme olgusu çerçevesinde şekillenecek olan siyasî sistemlerle idare edilecektir. Kur'ân, insanı ilgilendiren siyasî sorumluluğu, temel ilkeleri vererek insana bırakmıştır.

            Diğer taraftan, Kur'ân, insanlar arasında tek üstünlük ölçüsünün "takvâ" olduğunu Hucurât sûresinin 13. âyetinde çok açık olarak belirtmiştir: "Ey İnsanlar! Doğrusu Biz sizleri bir erkekle bir dişiden yarattık. Sizi milletler ve kabileler haline koyduk ki birbirinizi kolayca tanıyasınız. Şüphesiz, sizin Allah katında en üstün olanınız, en müttakinizdir. (O'na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır). Allah bilendir, haberdardır". Bu ayette "birbirinizi kolayca tanıyasınız" şeklinde tercüme edilen Teârüf kelimesi "hem birbirini bilmek, tanımak, anlamak manasındadır, hem de karşılıklı yükselmek"[7]. Bakara sûresinin 148, Mâide sûresinin 48. âyetlerinde "Hayırlı işlerde birbirinizle yarışın" buyrularak "Allah katında en değerli insanın nasıl olacağına" dikkat çekilmektedir.

            "Allah katında en üstün olanınız en müttakinizdir"[8] âyeti, Kur'ân'ın bütünlüğü içinde değerlendirildiği zaman, başta soy-sop olmak üzere, fakirlik-zenginlik, güzellik- çirkinlik gibi  yapay değer ölçülerinin genel-geçer fonksiyonelliğini ortadan kaldırmaktadır. Bu çerçevede, "Eğer mü'minseniz, en üstün olanlar sizlersiniz"[9] âyeti, gerek Sünnî anlayışta yer edinen "Kureyşlilik" meselesinin, gerekse Şiî anlayışın tipik özelliklerinden olan  karizmatik "Ehl-i Beyt" kavramının vahyî temellerden yoksun olduğunu gözler önüne sermektedir. Hucurât sûresinin 11.âyetinde yapay üstünlük ölçülerine dayalı tavırlar kınanmaktadır: "Ey İmân edenler,bir kavim diğer bir kavmi istihzaya kalkmasın,mümkündür ki berikiler ötekilerden daha hayırlıdır..".

            Kur'ân, bir kimseyi peygamber olarak seçme yetkisinin sadece Yüce Allah'a ait olduğunu bildirmekte[10], sırf peygamberlik için yaratılmış bir kavim veya sülaleden bahsetmemektedir. "Hz.İbrahim'i ve aynı soydan Hz.İshak'ı peygamber kılan Cenab-ı Hak, bunların neslinden gelenlerin içinde, iyilerin de, zalimlerin de bulunduğunu bildirmektedir[11]. Hz.Nuh'un ve İbrahim'in zürriyetlerinde peygamberlik ve kitap verilenler bulunduğu ifade edildikten sonra, aynı zürriyetin ekseriyetini fâsıkların teşkil ettiği beyan edilmektedir[12]. Bir peygamberin babası Allah düşmanı olabildiği gibi[13], oğlu dahi babasına tamamen ters bir karekter belirtebilir: Hz.Nuh, gemiye binmeyip karada kalan ve helâk olacağı muhakkak olan oğlu hakkında, Cenab-ı Hakka: 'Şu oğlum,ehlimden' diyerek, rahmet niyazında bulunduğu zaman, şu ilâhî cevabı almıştır: 'Ey Nuh! o senin ehlinden sayılmaz, onun davranışı salih bir amel değildir'[14].

            "Hz.İbrahim'e Cenab-ı Hak: 'Seni insanlara İmam (başkan) yapacağım' buyurduğu zaman, bu Peygamber:'benim zürriyetimden de' diyerek, kendi sülalesinden de imamlar gelmesi niyazında bulunmuş, fakat şu cevabı almıştır: 'Benim ahdim (vazife teklifim) zâlimlere erişmez'.[15]

            "Bu Kur'ânî delillerden anlıyoruz ki, peygamberlik makamı bir sülale imtiyazı değildir. Bu vazife o sülale mensuplarına herkesten farklı bir imtiyaz, ayrı bir fazilet sağlamaz. Peygamber çıkarmış bir kavim, sırf bu vâkıa dolayısıyle, öteki kavimler üzerinde hiç bir üstünlük iddiasına girişemez"[16].

            Kur'ân'ın bu tavrı ortada dururken, sırf Hz.Peygamber içlerinden çıktı diye Kureyş kabilesine herhangi bir üstünlük atfetmek mümkün olmadığı gibi, Haşimoğullarına, ya da Ali b.Ebî Talib'in Fatıma'dan olan soyuna diğer insanlardan farklı özel bir konum belirlemek de mümkün değildir. "Hz.Peygamber'in mü'minler arasındaki mevkiine işaret eden bir âyette, ailesini teşkil eden kimseler olarak, sadece hanımları zikredilmekte, kızları, damadları ve diğer akrabalarıyla ilgili hiçbir hususî hükme yer verilmemektedir. Peygamber mü'minlere, kendilerinden daha yakındır, zevceleri de -başkalarına nikahları haram olan[17] - anneleridir'[18]. Hz.Peygamber ve zevcelerinden ibaret olan aile halkına Kur'ân-ı Kerîm Ehlu'l-Beyt demekte[19] ve bu tabir içine başka alınmasına da imkân bulunmamaktadır"[20].

            Diğer taraftan, Hz. Peygamber'in özellikle Medine döneminde siyasî ve idarî tatbikatına baktığımız zaman,onun insanları görevlendirirken ön planda tuttuğu en önemli özelliği ehliyet olduğunu görmekteyiz. Hz.Peygamber, insanlara görev verirken, ne onların Kureyşli olmalarına, ne de Haşimoğullarından olmalarına dikkat etmiştir. Önemli olan bir işi başarabilecek kabiliyete sahip bir müslüman olmaktır[21]


[1] Bk.M.S.Hatiboğlu,Hilafetin Kureyşliliği,A.Ü.I.F.Dergisi,XXIII,142 vd.

[2] Nisâ,58.

[3] Şûra,38;Al-i Imrân,159

[4] Nisâ,58.

[5] Nisâ,59.

[6] Isrâ,36.

[7] Hatiboğlu,Hilafetin Kureyşliliği,A.Ü.I.F.D.XXIII,127

[8] Hucurât 13;krş.Enfâl 34.

[9]Al-i Imrân,139.

[10] Hacc,75;Al-i Imrân,179.

[11] Saffât,113.

[12] Hadîd,26.

[13]  Tevbe,114.

[14] Hûd,45-46.

[15] Bakara,124.

[16] Hatiboğlu,Hilafetin Kureyşliliği,A.Ü.I.F.D. XIII,136-7.

[17] Ahzâb,53.

[18] Ahzâb,6.

[19] Ahzâb,33.

[20] Hatiboğlu,Hilafetin Kureyşliliği, A.Ü.I.F.D. XIII,140.

[21] Bu konuda çarpıcı örnekler için bk. Hatiboğlu,Hilafetin Kureyşliliği, A.Ü.I.F.D.XXIII,146 vd.

CEVAPLANAN SORULAR/YORUMLAR (yok) :: SORU SOR/YORUM YAZ ::
Günün hadisi